Haber Arama


11 Punto
Anasayfaya Dön // Kültür-Sanat
11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

Kayseri'de Şiir Ziyafeti

Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen "Erciyes Şiir Günleri" muhteşem bir şiir ziyafeti ile sona erdi

13 Nisan 2009 08:11  Okunma: 962
Kayseri’de Cumartesi ve Pazar günü gerçekleştirilen Şiir Günleri, Erciyes’te başladı ve önceki akşam Şehir Tiyatrosu’nda ki sunumlarla sona erdi. Yavuz Bülent Bakiler’den Cemal Safi’ye, Ahmet Tevfik Ozan’dan Mehmet Ragıp Karcı’ya kadar edebiyat ve şiir dünyamızın ünlülerinin katılarak şiirlerini okuduğu programda Ayşe Egesoy’da sunumu ve şiirleriyle geceye renk kattı.

Sayfa Basina Dön Yazdirilabilir Sayfa Word'e Aktar Tavsiye Et Yorum Yaz

Yorumlar (1)

M.Ragıp Karcı [ 22 Nisan 2009 00:19 ]

BİR ŞİİR ŞÖLENİNİN ARDINDAN



Dördüncüsü gerçekleştirilen Erciyes Şiir akşamları bu yıl önemli bir değişikliğe sahne oldu. İlkine katıldığım şölen iki gece sürmüş, birinci gece Kayseri dışından gelen şairler; ikinci gece ise Kayseri’de yetişen ve orada ikâmet edenler eserlerini dinleyicilere sunmuşlardı. İkinci ve üçüncünün nasıl gerçekleştiğini bilmiyorum. Bu yılki uygulama şairlerin birbirlerini tanımalarını kolaylaştırmak için mi yapıldı; yoksa biraz yerlilik hassasiyeti öne çıkarılarak şiirler arasındaki duvarlar mı yıkılmak istendi, anlaşılamadı. Bir de başka şık var ki, bunu Kayserili arkadaşlara çıtlattığımda biraz mahcubiyetle böyle bir şeyin olamayacağını ısrarla söylediler. Ancak aklımdan geçeni Sevgili Hüseyin Türkmen ve Sabit İnce’nin eleştirilere siper ettikleri göğüslerindeki binlerce yarayı yeniden deşmeyi göze alarak ifade etmek istiyorum.

1. Şiir bir sözdür: İyisi iyi; kötüsü kötüdür: Elbette. Ancak Kayserili yerel şairlerin şiir tarzları ile   modern şiir arasındaki farkı ve benzerliği Sevgili Hüseyin Türkmen’in şair ve entelektüel birikimlerini değerlendirdiği Cuma şiir sohbetlerinde bana lutf edilen süre içerisinde belirttim. Bir tahassüs meselesi olarak modern şiirle, geleneksel şiir arasındaki mesâfe bir çok kavramı yeniden gözden geçirmeyi gerektirmektedir. Zaten Hüseyin Türkmen de Cuma şiir akşamlarıyla bunu sağlamaya çalışmaktadır. Ne kadar başarılı olunur ayrı bir konudur. Ancak çok önemlidir. Buna dair küçük bir teklifi ben o konuşmamda belirtmeye çalıştım.

2. Birinci şiir şöleninde ikinci gece şiir okumadığımız için baştan sona şairleri iyi dinlemeye çalışmıştım. Çok önemli dersler çıkardığımı hatırlıyorum. Ancak sakladığım bazı teklif ve açıklamaları, ikinci şölene çağrılmadığım için yapamadım. Son programda da açıkçası şiir şöleni gecesinden çok, Erciyes gezisi sırasında okunanlardan etkilendiğim oldu.

Sonuç veya sondan bir önceki söz: Şiir yerel yönetimler tarafından ciddiye alınıyor olabilir. İlk katıldığım şölenin ardından Kayseri ili ve Yerel Yönetim anlayışı ile ilgili olarak bazı mülahazalarımı sayın Başkan’a şahsî mektupla iletmiştim. İlk şölen gerek katılımcılar, gerekse gösterilen misafir ağırlamada gösterilen ciddiyet her türlü takdirin üzerindeydi. Ancak şiir şölenlerinin Belediye’ye getirdiği maddî yük sebebiyle bürokratların bütçeyi kısabildikleri kadar Belediye’ye yarar sağlayacakları düşüncesi muhtemelen Kayseri’de de misafirperverliğin önüne geçmiş olmalıdır ki, bütün şölen bir geceye sığdırıldı. Ve biraz üzülerek ve biraz da açıkçası gadrederek ifade etmeliyim: şairlere şiirlerinizi okuyup geçip gidin der gibi bir edâ takınıldı.

            3. Şiir ciddi bir iştir. Televizyonlarda gerçekleştirilen şiir programlarında uygulanan yöntem bazı şair geçinenler için şöhretlerini sürdürmek için fırsat olabilir. Ancak sunum şov haline gelirse iş şiir yerine düzmece laflar sergisi haline gelir. Nitekim geldi de. Sunucu olarak Ayşe Egesoy’un görevlendirilmesi, açıkça kendimi şovmen gibi hissetmeme neden oldu.

Şölene Kayseri dışından katılan şairler biliniyor. Asıl dikkat çeken husus Kayserili şairlerin okudukları şiirlerdir. Şiirin ne olduğu; ne olmadığı üzerinde çok konuşuldu. Orayı geçiyorum. Bazı şairlerden söz etmek isterim: Kayseri söz ustalarının harman olduğu yer. Ancak zaman harman dinlemiyor. Şairler de yerlerinde duramıyorlar. Cuma gecesi sevgili Hüseyin Türkmen’in davetlisi olarak gittiğimiz şiir evinde içi kaynayan bir çok söz eri ile karşılaştım. Onlara eski şiirimizle tanışmak gerektiğini anlatmaya çalıştım. Elbette şiirin kendi içerisinde nizâmı, intizâmı olacaktır, ancak bu nizâmın da yeni çağların hassasiyetiyle bezenmesi gerekir. Söz azgın bir nefistir. Nereye varacağı bilinmez vadilerde dolaşır. Terbiye edilmesi gerekir.


Şair Emin Kuzucular düzgün cümleler kuruyor. Geleneksel dörtlük ve koşma türünü iyi kullanıyor. Ancak bütün şairler gibi yakınıyor.

“ Çıkmayan sesimi duy be Ankara” diyor da çıkmayan sesi kim nasıl duyacak? Heyecanından olacak bunu düşünemiyor.

Mustafa Ferit Yıldız, Sergül Vural dikkat çeken şairler olarak akılda kalmayı hak ediyorlar. Sergül Vural’ın Süveydâ adlı kitabındaki bir küçük şiir önemli bir geleceği işaret ediyor. Gönül yollarında boşa dolaştı

Kardelen vermedi kara kışlarım

Vakit saçlarımı dağ gibi aştı

Kar beyazı oldu pembe düşlerim. Sergül hanım çok yazıyor. Aynı şeyleri üst üste yazıyor. Koşu bittikten sonra da koşan koşucular gibi.

Cuma akşamı dinlediğim şairler içerisinde seçme yapma şansım yok. Şölene katılan şairler için de öyle. Yukarıda da söyledim: Kayseri şairlerin olduğundan çok şiirin kaynadığı bir yer. Şairlerin hepsini kutluyorum. Yazıyı bitirirken ufak bir tavsiye: Cuma akşamlarının bazılarını ŞİİR OKUMA saati yapmaları. Meselâ ayda bir kadîm şairlerden birinin şiirleri okunur. Takip eden Cuma akşamı okunmuş olan şairin şiirleri üzerinde durulur. Belki bir de nazîre yazılır ve onlar okunur. Şiir üzüntüyle belirtmek isterim ki, ülkemizde sadece yazılan bir sanat dalıdır. Okunan bir sanat dalı olmasına belki Kayseri’deki Cuma akşamları şiir okumalarında başlanır. Yaşlıların yapacakları pek bir şey var mıdır bilemiyorum. Ancak gençler bu işe şiir üzerine yazılanları da okuyarak girişebilirler. Bunun en iyi örneğini Eskişehir’den gelen Rasim Köroğlu’da bulabilirsiniz. Rasim Köroğlu ilerlemiş yaşına ve bilgi ve görgüsüyle şiirini neredeyse pişirmiş olmasına rağmen hâlâ şiir üzerine yazılanları okumaya devam ediyor. Şiirinde kendini belli eden hayatı kuşatıcı edâsından anlaşılmış olmalıdır. O gece bize okuduğu şiirler doğmaca şiirlerdi ve şiirin temel ahlâkının ve yapısının gerektirdiği bütün hususiyetleri içinde bihakkın taşıyordu. Sınamak gibi olmasın: Sadece soruyorum ve merak ediyorum: Kayseri şairlerinin kaçı böyle bir marifeti sergileyebilir? Kayserili şairlerin bize kısa sürede de olsa tattırdıkları hayal, böyle bir ihtimalin olduğunu haber veriyor. Ve onlardan da böyle bir maharet beklemekte bizi haklı çıkarıyor. Yoksa öyle değil mi? Aşık Seyrâni'nin neslinden bunu beklemek hakkımız sanıyorum.

Tüm yorumları oku

Google Arama
 
Yazarlar
HAYIRLI MUTLU BAYRAMLAR
07 Eylül 2010
Anket

Referandumdan ne çıkar?



 
 

Anasayfa | Bize Ulaşın | Arşiv | Yönetim | İletişim | RSS

Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
KayseriHavadis.COM.TR© 2009 Tüm Hakları Saklıdır.Düzenleme:
KayseriHavadis.COM.TR - Yazılım: Mydesign - Hosting: Webajans