Yanlış finansal stratejiler üretimi zayıflatıyor.
Kısa vadeli borçlanma, yüksek faiz giderleri, yetersiz öz kaynak ve tahsilat sorunları işletmelerin mali yapısını zorlayabiliyor. Uzun vadeli yatırımların sürdürülebilmesi için finansmanın üretim ve nakit akışıyla uyumlu olması gerekiyor.
Firmaların finansal kararları, üretim kapasitelerini ve büyüme olanaklarını doğrudan etkiliyor. Kısa vadeli kredilerle uzun vadeli yatırımların finanse edilmesi, aşırı borçlanma, tahsilat sorunları ve döviz risklerinin iyi yönetilememesi işletmelerin mali yapısını zayıflatabiliyor.
Üretim için sağlanan kaynakların farklı alanlara aktarılması da yatırımların ve istihdamın gelişmesini zorlaştırabiliyor.
TÜKONFED Bankacılık Komisyonu Başkanı Hüseyin Ölmez, Ensonhaber'e "Firmaların yanlış finansal stratejileri" başlığı altında şu maddeleri sıraladı:
1- KISA VADELİ BORÇLARLA UZUN VADELİ YATIRIM:
Vadesi çabuk gelecek borç parayla dönüşü uzun sürecek yatırımlar yapılması.
2- AŞIRI BORÇLANMA, ÖZ KAYNAK YETERSİZLİĞİ:
Şirketin kendi sermayesinin yetersiz kalıp aşırı derecede borç altına girmesi.
3- NAKİT YÖNETİMİNDE HATALAR, TAHSİL EDİLEMEYEN ALACAKLAR:
Para akışının doğru yönetilememesi ve piyasadan alacakların zamanında toplanamaması.
4- DÖVİZ VE FAİZ RİSKİNİN YETERSİZ YÖNETİMİ:
Döviz kurlarındaki ve faiz oranlarındaki dalgalanmalara karşı yeterli önlem alınmaması.
5- ÜRETİM DIŞI ALANLARA KAYNAK AKTARILMASI:
Şirket kaynaklarının ana faaliyet alanı veya üretim yerine farklı, verimsiz alanlara harcanması.

KISA VADELİ BORÇLAR YATIRIMLARI ZORLUYOR
Hüseyin Ölmez, maddeler halinde aktardığı finansal yanlışlıkları şöyle sıraladı:
"Fabrika kurmak, makine almak ve üretim kapasitesini artırmak zaman gerektiriyor. İşletmeler bu süreçte henüz yeterli gelir elde edemese bile personel, enerji ve diğer giderlerini karşılamak zorunda kalıyor.
Uzun vadeli yatırımların kısa vadeli kredilerle finanse edilmesi, firmaların üretimden yeterli gelir elde etmeden borç ödemesine neden olabiliyor. Böylece yeni yatırımlara ayrılabilecek kaynaklar borçların kapatılmasına yöneliyor.
Bu nedenle kredi vadelerinin yatırımın geri dönüş süresi ve işletmenin nakit akışıyla uyumlu belirlenmesi önem taşıyor.
AŞIRI BORÇLANMA ÖZ KAYNAKLARI ZAYIFLATIYOR
Bir işletmenin büyümesi yalnızca cirosunun veya üretim miktarının artmasıyla ölçülmüyor. Öz kaynakların güçlenmesi ve faaliyetlerden yeterli nakit elde edilmesi de sürdürülebilir büyümenin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Büyümesini ağırlıklı olarak kredilerle finanse eden firmalarda faiz giderleri, üretimden elde edilen kazancın önemli bir bölümünü tüketebiliyor. Bu durum yeni yatırımları ve teknolojik yenilenmeyi zorlaştırabiliyor.
Özellikle küçük işletmeler ve tarımsal üreticiler açısından kooperatifçilik, sermaye gücünü birleştirmek için alternatif bir model olarak öne çıkıyor. Ortak sermayesinin korunması, şeffaf denetim ve profesyonel yönetim ise bu modelin başarısı açısından önem taşıyor.
TAHSİLAT SORUNLARI NAKİT AÇIĞI YARATIYOR
Bir işletmenin kâr etmesi, borçlarını zamanında ödeyebileceği anlamına gelmiyor. Vadeli satış yapan firmalar, alacaklarını tahsil edemediğinde nakit sıkıntısı yaşayabiliyor.
Örneğin ürünlerini 120 gün vadeyle satan ancak giderlerini 30 gün içinde ödemek zorunda kalan bir işletme, aradaki süreyi finanse etmek durumunda kalıyor. Bu açığın yüksek faizli kredilerle kapatılması maliyetleri artırıyor.
Bir işletmenin ödemediği borç, başka bir işletmenin tahsil edemediği alacağa dönüşebildiği için sorun zamanla firmalar arasında zincirleme bir finansman sıkışıklığına yol açabiliyor.

DÖVİZ VE FAİZ RİSKİ MALİYETLERİ ARTIRIYOR
Döviz geliri bulunmadığı hâlde dövizle borçlanan işletmeler, kur artışlarından olumsuz etkilenebiliyor.
Örneğin 1 milyon dolar borcu bulunan bir işletmenin borcunun TL karşılığı, dolar kuru 35 TL iken 35 milyon TL, 45 TL olduğunda ise 45 milyon TL oluyor. Böylece kur değişimi, diğer koşullar sabitken borcun TL karşılığını 10 milyon TL artırıyor.
Değişken faizli kredi kullanan firmalar da faiz oranları yükseldiğinde daha fazla finansman gideriyle karşılaşabiliyor.
Kur artışlarının üretim maliyetlerindeki yükselişin gerisinde kalması ise ihracatçıların kâr marjlarını daraltabiliyor. İşçilik, enerji ve ham madde giderleri artarken ihracat gelirlerinin TL karşılığı aynı ölçüde yükselmediğinde firmaların uluslararası pazarlardaki fiyat rekabeti zorlaşabiliyor.
ÜRETİM KREDİLERİNİN AMACI DIŞINDA KULLANILMASI
Tarım, hayvancılık, sanayi ve KOBİ faaliyetlerini desteklemek amacıyla sağlanan kredilerin üretim dışı alanlara yönlendirilmesi, beklenen ekonomik katkının ortaya çıkmasını engelleyebiliyor.
Makine, teknoloji ve kapasite artışı için verilen kaynakların kişisel harcamalarda veya üretim dışı yatırımlarda kullanılması, borç yükü oluştururken üretim kapasitesini artırmayabiliyor.
Bu nedenle kredi kullanan işletmeler kadar bankaların ve ilgili kamu kurumlarının da kaynakların kullanımını mevzuat ve sözleşmeler çerçevesinde izlemesi önem taşıyor. Kredinin zamanında geri ödenmesi, tek başına tahsis amacına uygun kullanıldığını göstermiyor.
Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)
Kaynak: {Haber Merkezi}

Yorumlar 0
Yorum Yap
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!