Kripto Para Piyasası

Yükleniyor...
USD/TRY 49,58 ↑ %0,27
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,00
GBP/TRY 66,28 ↑ %0,42
BIST 100 11.684,81 ↑ %2,23
Altın (gr) 6.570,61 ↓ %0,54
USD/TRY 49,58 ↑ %0,27
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,00
GBP/TRY 66,28 ↑ %0,42
BIST 100 11.684,81 ↑ %2,23
Altın (gr) 6.570,61 ↓ %0,54
USD/TRY 49,58 ↑ %0,27
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,00
GBP/TRY 66,28 ↑ %0,42
BIST 100 11.684,81 ↑ %2,23
Altın (gr) 6.570,61 ↓ %0,54
USD/TRY 49,58 ↑ %0,27
EUR/TRY 55,62 ↑ %0,00
GBP/TRY 66,28 ↑ %0,42
BIST 100 11.684,81 ↑ %2,23
Altın (gr) 6.570,61 ↓ %0,54
SON DAKİKA
Dünya

İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerin oyları dengeleri değiştirebilir

İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimlerde Arap partileri, hükümet kurmak için gereken çoğunluğun oluşmasında kritik rol oynayabilir.

İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerin oyları dengeleri değiştirebilir
İsrail seçimlerinde Arap seçmenlerin oyları dengeleri değiştirebilir

İsrail’de yaklaşan seçimler, hükümetin geleceğini belirleyecek siyasi dengelerin yanı sıra Arap vatandaşların ülke siyasetindeki konumunu da yeniden gündeme taşıyor. Anketlerde iktidar ve muhalefet bloklarının çoğunluğa ulaşamaması, Arap partilerinin elindeki sandalyeleri kritik hale getiriyor. Buna karşın Arap siyasi temsilcilerin hükümet ortaklığı konusunda karşılaştığı engeller, seçim sonuçlarının hükümet kurma sürecine ne ölçüde yansıyacağı sorusunu beraberinde getiriyor.

Amasya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Öğretim Üyesi Dr. Yusuf Bahadır Keskin, İsrail’deki seçim sürecinde Arap partilerinin rolünü ve hükümet kurma mücadelesindeki siyasi dengeleri AA Analiz için değerlendirdi.

ARAPLAR İSRAİL SİYASETİNDE AZINLIK KONUMUNDA

İsrail’in 1948’de kurulması sırasında yaşanan Nekbe’de yaklaşık 750 bin Filistinli topraklarından sürülürken, İsrail sınırları içinde kalan yaklaşık 150 bin Arap zamanla ülkenin azınlık nüfusunu oluşturdu. Vatandaşlık hakkına sahip olmalarına rağmen Araplar, İsrail’in siyasi ve toplumsal yapısında uzun yıllardır ayrımcılık ve güvenlik odaklı politikalarla karşı karşıya kaldı.

İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, yaklaşık 10,3 milyon nüfuslu ülkede 2,2 milyon civarında Arap yaşıyor. Bu sayı toplam nüfusun yaklaşık yüzde 21’ine karşılık geliyor. Arapların seçmenler arasındaki oranı ise genç nüfusun fazlalığı ve Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilerin önemli bölümünün vatandaşlık yerine daimi ikamet statüsüne sahip olması nedeniyle yüzde 16-17 seviyesinde bulunuyor.

Doğu Kudüs’teki Filistinlilerin çoğunluğu, daimi ikamet statüleri nedeniyle Knesset seçimlerinde oy kullanamıyor. Buna rağmen Arap seçmenler, İsrail’deki siyasi dengeleri etkileyebilecek önemli bir potansiyel taşıyor.

Kimlik tartışması da bu toplumun ülkeyle ilişkisini belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. İsrail yönetimi Arap vatandaşları genellikle “İsrail Arapları” olarak tanımlarken, toplumun önemli bir bölümü kendisini “İsrail vatandaşı Filistinli” olarak ifade ediyor.

EĞİTİMDEN GÜVENLİĞE UZANAN EŞİTSİZLİK

Arap toplumunun karşılaştığı sorunlar eğitim, istihdam ve altyapı gibi birçok alanda kendisini gösteriyor. Arap öğrenciler kendi dillerinde eğitim alabilse de eğitim politikalarının uzun yıllar boyunca Filistin ulusal kimliğini geri planda bıraktığı, müfredatlarda İsrail’in resmi anlatısına ağırlık verildiği belirtiliyor.

Öğretmen ve okul yöneticilerinin atanmasında güvenlik kurumlarının etkili olduğu, Filistinli kimliğini açıkça ifade eden eğitimcilerin sistemin dışında bırakıldığı yönündeki eleştiriler de Arap toplumunun eğitim alanındaki sorunları arasında bulunuyor. Mesleki ve teknik eğitim olanaklarındaki kısıtlamaların ise Arap gençlerinin iş piyasasındaki fırsatlarını daralttığı değerlendiriliyor.

Ekonomik göstergelerde ülke ortalamasının gerisinde kalan Arap yerleşimlerinde suç ve şiddet de temel sorunlar arasında yer alıyor. Verilere göre, 2025 yılında Arap toplumunda 252 cinayet kaydedilirken, 2026'nın eylül ayı itibarıyla bu sayı 168'e ulaştı.

Arap vatandaşların yüzde 71'i şiddeti toplumun en önemli sorunu olarak görüyor. Şiddet olaylarındaki artışın, Itamar Ben-Gvir'in Ulusal Güvenlik Bakanlığı döneminde hız kazanması da hükümete yönelik eleştirileri artırıyor.

Suçla mücadelede yetersizlik iddiaları ve güvenlik sorunlarına karşı düzenlenen protestolar, Arap siyasi partilerinin yeniden ortak bir liste altında birleşmesi yönündeki toplumsal baskıyı artıran etkenler arasında bulunuyor.

DÖRT PARTİ, FARKLI SİYASİ STRATEJİLER

İsrail'deki Arap siyasi hareketi, ideolojik ve stratejik açıdan farklılaşan dört ana parti etrafında şekilleniyor.

Yahudi üyeleri de bulunan Hadaş, komünist kökenli Arap-Yahudi sol hareketini temsil ediyor. Ahmed Tibi'nin liderliğindeki Ta'al, pragmatik Arap milliyetçiliği çizgisinde siyaset yürütürken Balad, İsrail'in tüm vatandaşlarına eşit mesafede duran bir devlet olması gerektiğini savunan Filistin milliyetçisi bir yaklaşım benimsiyor. Mansur Abbas liderliğindeki Ra'am ise muhafazakar ve İslamcı çizgisiyle öne çıkıyor.

Partiler, iki devletli çözüm, Ulus-Devlet Yasası'na muhalefet ve eşit vatandaşlık gibi konularda büyük ölçüde ortak bir tutum sergiliyor. Ancak İsrail yönetimiyle ilişkilerin nasıl kurulacağı ve hükümetlerde yer alınıp alınmayacağı konusunda farklılaşıyorlar.

Ra'am lideri Mansur Abbas, 2021'de Naftali Bennett ve Yair Lapid'in kurduğu hükümete katılarak Arap partilerinin koalisyon ortaklığı konusunda yeni bir dönemin kapısını aralamıştı. Abbas'ın yaklaşımı, siyasi sistemin dışında kalmak yerine hükümetle müzakere ederek Arap toplumuna kaynak ve hizmet sağlanmasına dayanıyor.

Partinin listesine eski İç Güvenlik Bakan Yardımcısı Yoav Segalovitz'i dahil etmesi de bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Eski bir polis yöneticisi olan Segalovitz'in adaylığıyla Ra'am, Yahudi siyasi partiler nezdinde koalisyon ortağı olarak kabul edilme ihtimalini artırmayı hedefliyor.

Buna karşılık diğer Arap partileriyle ortak liste oluşturmak, Ra'am'ın bağımsız hareket etme ve seçim sonrasında koalisyon pazarlıklarına katılma imkânını daraltabilir. Ocak ayında dört partinin yeniden birleşme yönünde söz vermesine rağmen ittifakın hayata geçirilememesinde bu stratejik farklılık etkili oldu.

Anketlerde Arap seçmenlerin yüzde 82'sinin ortak listeyi desteklemesi, partilerin tabanıyla siyasi liderlikleri arasındaki tercih farklılığını ortaya koyuyor.

## ADAYLIK TARTIŞMALARI SİYASİ DIŞLANMIŞLIĞI GÜNDEME GETİRDİ

Arap partileri arasındaki ayrışma sürerken seçim sürecinde yaşanan gelişmeler, bu partilerin İsrail siyasetindeki meşruiyet tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.

İsrail Merkez Seçim Kurulu, 23 Eylül'de iki Arap listesinin de seçimlere katılmasını engelleyen kararlar aldı. Ancak Yüksek Mahkeme, 2 Ekim'de söz konusu kararları oybirliğiyle iptal etti.

Balad lideri Sami Ebu Şehade'nin Aksa Tufanı Operasyonu hakkında kaleme aldığı bir makale nedeniyle adaylıktan çekilmek zorunda kalması da tartışmaların bir diğer başlığı oldu.

Siyasi kurumların Arap partilerini dışlayan yaklaşımı ile yargının seçimlere katılımlarının önünü açan kararları arasındaki bu gerilim, Arap vatandaşların siyasi temsilinin sınırlarına ilişkin tartışmaları derinleştiriyor.

## SEÇMEN KATILIMI SONUCU BELİRLEYEBİLİR

İsrail'deki seçim dengelerinde Arap partilerinin etkisi yalnızca sahip oldukları sandalye sayısıyla sınırlı değil. Seçmenlerin sandığa ne ölçüde gideceği de hükümetin geleceği açısından belirleyici olabilir.

Arap seçmenlerin katılım oranı 1999'da yüzde 75 seviyesindeyken, Ra'am'ın Ortak Liste'den ayrıldığı 2021 seçimlerinde yüzde 44,6'ya geriledi. Bu oran 2022 seçimlerinde ise yüzde 53,2 olarak kaydedildi.

Katılımın düşmesinde, oyların hükümet politikalarını değiştirmeyeceğine yönelik inançsızlığın ve Arap partilerinin koalisyonlara dahil edilmemesinin etkili olduğu değerlendiriliyor. Partiler arasındaki bölünmüşlük ve seçim kampanyalarında kullanılan dışlayıcı söylemler de seçmenlerin siyasetten uzaklaşmasına yol açan unsurlar arasında gösteriliyor.

Mayıs ayında yapılan bir ankete göre Arap seçmenlerin sandığa katılımının yaklaşık yüzde 53 seviyesinde kalması beklenirken, dört partinin ortak listede birleşmesi durumunda bu oranın yüzde 67'ye çıkabileceği öngörülüyor.

Son anketlerde iki Arap listesinin toplam 12 sandalye kazanabileceği tahmin ediliyor. Netanyahu'nun liderliğindeki blok ile muhalefetin 52'şer sandalyede kaldığı bir tabloda Arap partileri, hükümet kurma sürecinde kritik bir konuma gelebilir.

## SEÇİM SONRASI DÖRT OLASILIK ÖNE ÇIKIYOR

27 Ekim'deki seçimlerin ardından İsrail siyasetinin yeniden hükümet kurma çıkmazıyla karşı karşıya kalması ihtimal dahilinde görülüyor. Netanyahu'yu iktidardan uzaklaştırmak isteyen muhalefetin Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duyması, buna karşın bazı muhalefet liderlerinin bu partilerle işbirliğine karşı çıkması dikkat çekiyor.

Naftali Bennett, Arap partilerinin Siyonist olmadıkları gerekçesiyle onlarla çalışmayacağını ifade ederken, 2021'de Ra'am ile aynı hükümette yer alan Avigdor Liberman da bu seçim sürecinde partiyi koalisyon ortağı olarak görmediğini belirtiyor. Anketlerde İsraillilerin yüzde 59'unun herhangi bir Arap partisinin hükümet koalisyonunda yer almasına karşı çıkması da siyasi tabloyu zorlaştırıyor.

Seçim sonrasında dört temel senaryo öne çıkıyor:

- Ra'am'ın koalisyona katılması: Mansur Abbas'ın izlediği pragmatik stratejinin sonuç vermesi halinde parti, 2021'de olduğu gibi doğrudan hükümet ortağı olabilir.

- Dışarıdan destek modeli: Arap partileri hükümete katılmadan, çoğunluğu sağlamaya yönelik güvenoyu desteği verebilir. Böylece koalisyonda yer almadan hükümetin kurulmasını sağlayan bir siyasi aktör haline gelebilirler.

- Siyasi kilitlenme ve erken seçim: Hiçbir blokun 61 sandalyeye ulaşamaması durumunda hükümet kurma girişimleri sonuçsuz kalabilir ve ülke yeniden seçime gidebilir.

- Geniş tabanlı ulusal hükümet: Netanyahu, merkez sağdaki partilerle anlaşarak Arap partilerinin desteğine ihtiyaç duymadan hükümet kurmayı deneyebilir.

Arap partileriyle işbirliği yapılmaması halinde dahi bu partilerin sandalye sayısı, Netanyahu'nun liderliğindeki bloğun çoğunluğa ulaşmasını zorlaştırabilecek unsurlar arasında yer alıyor.

## 70 YILLIK ÇELİŞKİ YENİDEN GÜNDEMDE

İsrail'deki Arap vatandaşlar, seçim sonuçlarını etkileyebilecek sayısal güce sahip olmalarına rağmen hükümet ortaklığı konusunda siyasi engellerle karşılaşıyor. Bu nedenle 27 Ekim seçimlerinde iktidarı doğrudan belirleyen aktör olmaları zor görünse de mevcut siyasi dengeleri değiştirme potansiyelleri bulunuyor.

Seçimlerin ardından ortaya çıkacak tablo, İsrail siyasetinin nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Arap toplumuna yönelik yaklaşımı açısından da önem taşıyor. Oyları hükümet kurma sürecinde belirleyici olabilen ancak siyasi ortaklık konusunda dışlanan seçmenlerin sisteme duyduğu güvenin zayıflaması, ilerleyen seçimlerde katılım oranlarını daha da düşürebilir.

İsrail'in önündeki temel soru, Arap vatandaşların oylarını yalnızca hükümet kurma sürecinde aşılması gereken bir engel olarak mı göreceği, yoksa bu toplumu siyasi karar alma mekanizmalarında meşru bir ortak olarak kabul edip etmeyeceği olacak.

Dr. Yusuf Bahadır Keskin, Amasya Üniversitesi Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Öğretim Üyesidir.

Not: Makalelerde yer alan görüşler yazara aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.


Kaynak: Anadolu Ajansı (AA)

Kaynak: {Haber Merkezi}

Bu habere tepkini göster

Yorumlar 0

Yorum Yap

Yayınlanmaz
5 + 7 = ?

Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yapın!